TÜRKİYE’DE MUKADDESATÇILIĞIN GELİŞMESİ
| 16.04.2026
Soğuk Savaş’ın başladığı koşullarda, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye yönelik düşmanca tavrına karşı devletin tepkisi, anti-emperyalist ve bağımsızlıkçı Kemalist milliyetçiliğin değil, ABD’nin de Sovyetler Birliği’ne karşı mücadelede işbirliği yaptığı bazı İslamcı tarikat ve cemaatlerin önünü açmak oldu.
Yıllardır devletin baskısını yaşamış gizli yapılar olan ümmetçi tarikat ve cemaat örgütlenmeleri, kendilerini “mukaddesatçı” olarak tanımlayarak açık faaliyete geçti. Mukaddesat, “kutsal şeyler” veya “kutsal sayılan inanç ve davranışlar” demektir. Mukaddesatçı da, “kutsal tanınan şeylere aşırı ölçüde bağlılık gösteren kimse” olarak tanımlanmaktadır. Mukaddesatçılar, Sovyetler Birliği’nin düşmanca tavrına karşı güçlenen milliyetçi duygulardan da yararlanmak amacıyla, bir süre sonra “milliyetçi-mukaddesatçı” kavramını kullanmaya, Türkçülerin bir bölümünü de İslamcı örgütlerin kontrolü altına almaya çalıştılar. MHP’nin 1969 Adana Kongresi sonrasında muhafazakar kesimlerde hakim olan milliyetçi-mukaddesatçı anlayış, 1970’li yıllarda “Türk-İslam Sentezi” olarak formüle edildi.
|